Elektronik sigara zararlı mı?

Mustafa Çetiner
Elektronik sigara zararlı mı?

Sigara, akciğer kanserinin en önemli nedeni, sigara kullanıcılarında %10-30 (çok içenlerde %30’larda) arasında değişen oranlarda akciğer kanseri görülüyor. Sigara içmeyen kişilerde ise bu oran %1’in altında. Unutmamak lazım akciğer kanseri dünyada kansere bağlı erkek ölümlerinde birinci, kadınlarda ise ikinci sırada bulunuyor. Bu sıralama Türkiye’de de erkekler için aynıdır. Kadınlarda ise akciğer kanseri, kansere bağlı ölüm sıralamasında altıncı sırada bulunuyor. Ne yazık ki, ülkemizde kadınlar, sosyal yaşamın içine daha fazla girdikçe kadın akciğer kanseri oranı da paralel olarak artıyor.

Durum böyle olunca sigara üreticilerinin paçası tutuşuyor tabi.

Sigaranın kanserojen etkisinin gösterilmesi, doğal olarak sigara sektörünü zararsız sigara arayışına itiyor. Bu konudaki ilk girişim filtreli sigaralardır ve tam bir hayal kırıklığıdır. Dediler ki, sigaralara filtre koyarsak bu bariyer sigaranın zararlı maddelerinin akciğere ve solunum yollarına ulaşmasını zorlaştırır, Ama öyle olmadı, sadece sigara tiryakilerinin sayısını arttırdılar ancak kanser riski değişmedi.


Sigaralara filtre konulmasının sigaranın zararlı etkilerini önleyemediği gösterildiğinde bu kez “light” yani hafif sigaraları icat ettiler!

Ancak yine yapılan çalışmalar, “light” sigara içenlerde nefes sayı ve derinliğinin arttığını ve nikotin ve diğer kanserojenler ile temasın azalmadan sürdüğünü gösterdi. Filtreli sigara, light sigara derken teknoloji çağında şimdi de elektronik sigaralar piyasada.

Araştırmacıların önemli bir bölümü diyor ki; elektronik sigaralar kesinlikle zararsız değil, hatta çoğu kez sigara kadar zararlıdır. “Daha az zararlı diye daha fazla miktarda içmek” ilk büyük hata. Kullanıcılar ne yazık ki, bu yanlış düşünce ile bilinçli veya bilinçsiz tüketimi arttırıyor.

Unutmamak lazım, bir kere nikotin sıvı da olsa bu e-sigaraların içinde var. Bunun yanısıra propilen glikol, etanol, su, tütün çiçeği, aseton, akrolein, bütadien, sikloheksan, dietilen glikol, etilen glikol, etanol, formaldehid gibi kanserojen maddelerin varlığına rastlandığı bildiriliyor.

Daha bitmedi, asetaldehid, formaldehid, nitrosonornikotin, metilnitrozamino, piridil, bütanon, kadmiyum, kurşun, nikel, bakır, kalay gibi metaller ile toluen de e-sigaralarda bulunan diğer kanserojenler.

Elektronik sigaradan 30 nefes çekildiğinde bir sigaradaki kadar nikotin alındığı söyleniyor. Kaç kez çektiğinizi de saymadığınızdan kontrolsüz ve devamlı bir nefes çekme hali söz konusu, bu da ikinci tuzak.

Bunlara ek olarak kapitalizmin o bildik yüzü de devreye giriyor ve e-sigaralar kullanımı arttırmak için alkol, nane, çikolata, meyve gibi çeşitli tat ve kokular içeren tatlarla piyasaya sürülüyorlar. Bu katkı maddelerinin var olan kanserojenlere yenilerini ekleyebileceğini unutmayın.

Elektronik sigaranın da sigara gibi bağımlık yarattığı ve solunum sistem fonksiyonlarında bozulmalara neden olduğu biliniyor. Kartuşlardan nikotin sızıntıları ise dudak kanseri gibi başka kanserlere neden olabiliyor.

Çalışmalar gösteriyor ki, bir çok tiryaki ‘sigarayı bırakacağım’ diye elektronik sigaraya başlarken, sonraki günlerde sigara ile elektronik sigarayı beraber kullanan bağımlılar haline geliyorlar.

Bu yılın başında PNAS isimli tıp dergisinde yayınlanan bir makale, bir deneysel modelde elektronik sigaraya maruz kalmanın tıpkı klasik sigara gibi DNA hasarına, akciğer ve mesane tümörüne neden olduğunu gösterdi.

Asıl ilginç olan e-sigaranın, iddia edildiği gibi bir sigara bırakma aracı olmayı başaramaması. Açıkça belirmek gerekirse sigaradan kurtulmak için e-sigaraya yönelenlerin çok önemli bir bölümü bunu başaramıyorlar.

“Tobacco Control” dergisinde 1 yıl önce yayınlanan ve 13.000 üzerindeki ergenle yapılan çalışma, elektronik sigara kullanımının bu yaş grubunda sigaradan daha kolay bağımlılık yarattığını gösteriyor.

Bu arada belirtmek gerek, farklı düşüncede olan ve e-sigaranın sigarayı bırakmada işe yarayabileceğini söyleyenler de var. Meraklılar için Ocak 2018’de yayınlanan “Public Health consequences of e-cigarettes” raporunu önerebilirim, rapora ulaşmak için için “The National Academies of Sciences, Engineering & Medicine” web sayfasını ziyaret edilebilir.

Bu konuda yazmaya devam edeceğim...

Mustafa Çetiner / dr.m.cetiner@gmail.com

Bu yazı HBT'nin 140. sayısında yayınlanmıştır.

Mustafa Çetiner

Prof. Dr. Mustafa Çetiner 1964 yılında Kayseri'de doğdu. Halen Acıbadem Sağlık Grubu Maslak Hastanesi'nde İç Hastalıkları, Hematoloji Bölümü'nde görev yapmaktadır. Hekimliği ve öğretim üyeliği yanında Popüler bilim, etik, tıp ve tıp tarihi konularında kaleme aldığı güncel yazılarıyla tanınır.