“Biz yaşam için öğreniriz” veya Bilim ve Etik

Mustafa Çetiner
“Biz yaşam için öğreniriz” veya Bilim ve Etik

Bilimin serüveninin ilk kilometre taşı belki de eski Yunan okullarının kapısında yazan “Non scholae, sed vitae discimus” cümlesidir, yani “biz yaşam için öğreniriz”.

Bu cümlenin açıklaması şudur, ne yapıyorsak bu dünya için yapıyoruz, bu dünyayı anlamak için yapıyoruz, bunun ötesinde hiç bir şey için uğraşmıyoruz.

Bu inanış dünya biliminin en önemli aktörlerinden biri olan Albert Einstein’ın şu sözleriyle tam bir bütünlük sağlar.


Bilim, bilebileceğimiz inancı üzerine kuruludur

Bilim tarihinde Isaac Newton çok önemli bir yere sahiptir. Onun 1687 yılında basılan ünlü kitabı “Philosophiæ Naturalis Principia Mathematica dogmalara bir meydan okumadır.

Principia, çatallanan yollar, yani yol ayrımı anlamına gelmektedir.

Bilimin temel felsefesi nettir.

“Dogmalarla işim yok, esas olan değişim, akıl ve bilgidir.”

Dünyada bilimsel üretim arttıkça doğal olarak etik konusu da daha çok gündeme geliyor.

Tabii, ilk bakışta bizim gibi aslında “bilim toplumu olmanın çok uzağında” toplumlar için bu çok da öncelikli bir konu gibi görünmeyebilir. Ancak benim inancım bunun tam tersidir.

Bu ülkede bilime inancı arttırmak, bilimsel düşünceyi yaygınlaştırmak, beyinlerimizi dogmaların, inanç sistemlerinin prangalarından kurtarmak çok önemli.

Yıllarca öğrencilerime şu öğüdü verdim.

"İnanışlarınız, yaşama bakışınız ne olursa olsun, eğer bilimsel düşünceye inanıyorsanız en azından işinizi yaparken inanışlarınızı bir kenara bırakın."

Hep Claude Bernard’ın o ünlü sözünü hatırlamak gerekir.

“Ben her pazar kiliseye giderim ama laboratuvarda üzerime beyaz önlüğümü giydiğimde Tanrı dahil kimseyi tanımam.”

Bu yaklaşım insan beynini özgürleştirir.

Orhan Bursalı Aziz Sancar’ı anlatırken diyor ki;

Olayların sonuçlarıyla ilgilenmeyen, nedenlerinin peşinde koşan adam.

Yani yaptıklarının kendini nereye götüreceğini bilmeyen, aslında ona da çok takılmayan biri.

Ne kadar da Einstein’ın kafa yapısıyla aynı. Bakın ne diyor Einstein;

Eğer ne yaptığımı bilseydim, buna araştırma demezdim.”

Etik sözcüğü Yunanca “Ethos” yani “iyi, güzel” anlamına geliyor.

“Ahlak” ayrı bir sözcük, Arapça “halak”, “huy” sözcüğünden geliyor. Kullanıldığı anlamıyla iyiyi istemek, tercih etmek, iyi niyet, iyi eylem gibi. Yani daha çok bir “iyi olma” hali.

Etik belki de “Teorik Ahlak” olabilir, bir anlamda ahlak kurallarının sistematiği.

Biyoetik veya daha dar anlamda tıp etiği daha da özel bir alan. Klinik etik, araştırma etiği, meslek etiği, hasta hakları, ülkemiz gibi hekime şiddetinin kışkırtıldığı bir ülkede elbette hekim hakları, bunların tümü biyo-etik konusu.

Deontoloji etik konusunun içinde, onun bir parçası gibi. Yükümlülük bilgisi anlamına geliyor. Etik ile karşılaştırıldığında daha zorlayıcı, yazılı olması da gerekmiyor her zaman. Bir bakıma hekimlerin uygulamak zorunda oldukları varsayılan kurallar bütünü. Uygulamak zorunda oldukları diyoruz ama uyguluyorlar mı, buna “evet” demek o kadar kolay değil, en azından her hekim için “evet” diyemeyiz.

Geçtiğimiz günlerde Kayseri’de 3. Deneysel Hematoloji Kongresi yapıldı. Kongrenin açılış oturumunda “Bilim ve Etik” konulu bir konuşma yaptım. Çok dinamik bir dinleyici kitlesi vardı.

Belmont raporundan, Helsinki Deklarasyonundan, Lizbon Hasta Hakları Bildirgesinden söz ettim. Bilimsel sahtekarlık yöntemlerini anlattım.

Toplantıda bilim etiğinin ders olarak okutulması gerektiğini söyleyenler oldu. Belki haklılar, ama yeter mi?

Hukuksuz, adaletsiz, yapanın yanına kar kaldığı, bilime sırtını dönmüş bir toplumda “tıp etiği” dersi ne kadar ikna edicidir.

Toplantıda “az kitap okumuş, tek kitap referanslı konuşan insanlardan korkarım ben” dedi bir bilim insanı.

Bence haklı. Bence sorunu çözmeye buradan başlamak gerekir.

Mustafa Çetiner / dr.m.cetiner@gmail.com


Mustafa Çetiner

Prof. Dr. Mustafa Çetiner 1964 yılında Kayseri'de doğdu. Halen İç Hastalıkları ve Kan Hastalıkları uzmanı olarak VKV Amerikan Hastanesi Hematoloji Bölümü'nde görev yapmaktadır ve Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesidir. Hekimliği ve öğretim üyeliği yanında Popüler bilim, etik, tıp ve tıp tarihi konularında kaleme aldığı güncel yazılarıyla tanınır.